Return to Website

Dance Way Web Forum

Visit the Dance Way Web Forum

Dance Topics and much more...

Post a new article at no cost for the world to see!

Dance Way Web Forum
Start a New Topic 
Author
Comment
Ezürüm'de yasli bir kadin alisveris için çarsiya çikmis; gözleri iyi görmüyor, Atatürk cad

Ezürüm'de yasli bir kadin alisveris için çarsiya çikmis; gözleri iyi görmüyor, Atatürk caddesine gidecegine ters yola girmis; Genelev caddesini tutmus... Süpermarkete benzeyen ticaret merkezinde gözüne kuyrukta bekleyen seksi giyimli bayanlar takilmis. En sondakine sormus "Evladim bu ne kuyrugu böyle?" diye, bayan, yasli kadini süzerek, "Teyze burada nane sekeri veriyorlar" demis. Kadincagiz da uzun süre olmus nane sekeri yemeyeli, hemen kuyruga girmis. Aslinda o gün fahiselerin vesika uzatma günüymüs, sirasi gelen vesikasini uzatip mühürletiyormus. Sonunda sira bizimkine gelmis, görevli adam karsisinda yasli kadini görünce "Sen de mi be teyze?" demis.
O da gülümsemeli bir tavirla yanitlamis;
- Beyefendi, dislerim yok ama yalarim.

Günün özlü ironisi (aforizmalar):
When buying and selling are controlled by legislation, the first things to be bought and sold are legislators. -- P. J. O'Rourke

legislation (lecis-ley-þýn) = yasama, yasa, yasalar... legislators (le-cislýtýrz) = yasa koyucular, yasa çýkaranlar... Serbest çeviri: Ticareti devlet denetliyorsa, ilk alýp satýlanlar .............. olur. (Boþluðu siz doldurun, valla...)

Public office is the last refuge of a scoundrel. -- Boies Penrose, 1931

public office = devlet görevi, resmi görev... refuge (ref-yuc) = sýðýnacak yer, sýðýnak... to take refuge = sýðýnmak... refugee (refyu-ci = sýðýnmacý, mülteci... scoundrel (skaun-drl) = üçkaðýtçý, hilebaz, adi ve alçak adam...

Under capitalism man exploits man; under socialism the reverse is true. -- Polish proverb

capitalism (kæ-pýtýlizm)... exploit (iks-ployt) = sömürmek, kendi yararýna kullanmak... exploitation (iksploy-tey-þýn) = sömürü... the reverse is true = tersi doðrudur...

True love is like ghosts, which everyone talks about but few have seen. -- Unknown

everyone talks / few have seen (tekil/çoðul özellikler)... Ayrýca, sizlere bir soru: "A few people" mý daha çok kiþi içerir, yoksa "few people" mý? "A little sugar" mý daha çoktur, yoksa "little sugar" mý?... Yanýt: few, little = pek az, hemen hemen hiç yok... A few, a little = birkaç tane var, biraz var. Yani, "I have few friends" = Neredeyse hiç arkadaþým yok... Ama, "I have a few friends" = Birkaç arkadaþým var. (Hatta sesinize belli bir bükülüþ verirseniz, mecazi olarak "pekçok arkadaþým var" anlamýna gelecektir...)

♥Anlatanlar: Itır Esen, Işık Yenersu, Işıl Yücesoy, Işın Karaca


•*¨`*•. (¯`v´¯ (¯`v´¯ .•*¨`*•
. . . •*¨`*•.¸(¯`v´¯ ¸.•´*¨`*•

Günün özlü ironisi (aforizmalar):
Our hours in love have wings; in absence, crutches. -- Colley Cibber, 1671-1757, British Actor-Manager, Playwright

Sevince kanatlarýmýz var, sevginin yokluðunda koltuk deðneklerimiz...